6 Mart 2014 Perşembe

AHMET ERCİLASUN

1943 yılında İzmir'de doğdu. Babası Kıbrıslı, annesi Kastamonuludur. İlk ve orta öğrenimimi İzmir'de tamamladı. İzmir İmam-Hatip Okulunu ve dışarıdan fark derslerini vererek Ayvalık Lisesini bitirdi. 1963'te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girdi. 1967'de Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'ne asistan olarak girdi. Kars'tan derlediği metinlere dayanarak hazırladığı "Kars İli Ağızları - Ses Bilgisi" adlı teziyle 1971'de "doktor" ünvanını aldı. 1976 Haziran'ı ile 1977 Ağustos'u arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin Seattle şehrinde University of Washington'da misafir araştırıcı olarak bulundu. 1979 yılında "Kutadgu Bilig'de Fiil" adlı teziyle doçent oldu. 1983'te ek görevli Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nün başkanlığına getirildi. 1986'da Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Faktültesi'ne profesör olarak tayin edildi ve bu fakültenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü kurdu. Gazi Üniversitesi Basın-Yayın Yüksek Okulu Müdürlüğü görevini yürüttü.1992'de Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü kurulunca bu bölümün başkanlığına getirildi. 1993 - 2000 yılları arasında Türk Dil Kurumu başkanlığı yapmıştır. 2001 yılında Kırgızistan'da Manas Üniversitesi'nde misafir profesör olarak bulundu. 15 Aralık 2002 tarihinde Aydınlık Türkiye Partisi genel başkanı seçildi. 2004 yerel seçimlerinden sonra bu görevi bırakarak aktif siyasetten çekildi. Hacettepe Üniversitesi'nde Yeni Türk Edebiyatı profesörü olarak görev yapan Bilge Ercilasun'la evlidir; iki çocuğu vardır. Halen, emekli olduğu Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde, dışardan ders vermektedir. Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun'un Türk dili, edebiyatı, Çağdaş Türk Lehçe ve şiveleri konusunda pek çok eseri ve makalesi bulunmaktadır.



ESERLERİ


1. Arpaçay Köylerinden Derlemeler, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1976 (Prof. Dr. Selâhattin Olcay ve Dr. Ensar Aslan'la birlikte), 398 s.
2. Bugünkü Türk Alfabeleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1977, 1. Cilt: 8+249 s. 2. Cilt: 8+266 s.
3. Kars İli Agizlari- Ses Bilgisi, Gazi Üniversitesi Yayınları, Ankara, 1983, VIII+386 s.
4. Kutadgu Bilig'de Fiil, Gazi Üniversitesi Yayınlari, Ankara, 1984, XII+196 s.
5. Dilde Birlik, Conk Yayınları, İstanbul, 1984, 160 s. ; ilâveli ikinci baskı, Ecdâd Yayınlari, Ankara 1993, 262 s.
6. "Başlangıcından XIII. Yüzyıla Kadar Türk Nazım ve Nesri", Büyük Türk Klasikleri 1, Ötüken-Söğüt Yayınları, s. 37-184, İstanbul, 1985.
7. Uygur Halk Masalları (Sekur Turan'la birlikte Türkiye Türkçesi'ne aktarılmıştır), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1989.
8. Örneklerle Bugünkü Türk Alfabeleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, 2. baskı; Ankara 1989;3. baskı: Ankara 1990; 4. baskı: Ankara 1993; 5. baskı: Ankara 1996, XVII+301 s.
9. Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri (ortak), YÖK Yayınları, Ankara, 1990, X+364 s.
10. Moğolistan ve Çin Günlüğü, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1991, 144 s.
11. Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü (ortak), Kültür Bakanlığı Yayınları, 1. Cilt: Kılavuz Kitap, Ankara, 1991, XIV+1183 s.; 2. Cilt: Dizin, Ankara, 1992, 502 s.
12. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler, Akçağ Yayınları, Ankara, 1993; 311 s. İlâveli ikinci baskı,Anka
13. Türk Dili I-II-III-IV (Leyla Karahan ile birlikte), Deniz Yayınevi, İstanbuli 1994-1996
14. Gülnar(roman), Ötüken Yayınları, İstanbul, 1998, 158 s.
15. Türk Dili Tarihi / Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla,Akçağ Yay, Ankara, 2004; 488 s.
16. 2BA (roman), Akçağ Yayınları, 2006, 204 s.
17. Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Grameri-I Fiil - Basit Çekim(Editör), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2006, 802 s.
18. Makaleler (Yayına hazırlayan Ekrem Arıkoğlu), Akçağ Yayınları, Ankara, 2007, 751 s.





KAYNAKÇA: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Ercilasun

4 Mart 2014 Salı

AHMET CEVAT EMRE

Ahmet Cevat Emre (d. 1878, Resmo, Girit) - (ö. 10 Aralık 1961), Türk siyasetçi, dilbilimci, çevirmen ve yazar.

HAYATI

Girit fatihlerinden Veliyeddin Paşanın, Resmo şehri dışında, manastırdan çevirmiş olduğu Kadiri tekkesinde doğdu.
İdadi mezunudur. Trablusgarp Valisi Ahmet Rasim Paşa'nın çiftlik yöneticiliği, Ticaret, Trablusgarp İstinaf Mahkemesi Zabıt Kâtipliği, Resmo Vakıf İdaresi Memurluğu, Yeni Asır, İkdam, Şurayı Ümmet, Sabah, İfham, Aksam ve Vakit gazeteleri Yazarlıkları, Daru'l- Muallimîn Fransızca Öğretmenliği, Fransızca, Türkçe Sarf ve Nahiv Ögretmenlikleri, Husûsi Daru'l-Mürebbiyât Okulu Kuruculuğu ve Ögretmenliği, Darülfünun Edebiyat Şubesi ve Ural-Altay Dilleri Öğretmenliği, Türk Dil Encümeni Azalığı, Muhit Dergisi sahipliği, Türk Dili Tetkik Cemiyeti Kurucu Üyeliği ve 1-6. Kurultaylarda Merkez Kurulu Üyeliği ve Kolbaşkanlığı, TBMM IV. (Ara Seçim)ve V. Dönem Çanakkale Milletvekilliği yapmıştır. Evli ve dört çocuk babasıdır.[1]

ESERLERİ

Atatürk'ün İnkilap Hedefi ve Tarih Tezi (1956),
Alfabenin Menşei (1939),
Eski Türk Yazısının Menşei (1939),
Türkçenin Yapılışı (1942),
Türkçede isim Temelleri (1943),
Türk Lehçeleri Mukayeseli Grameri I Fonetik (1949),
Odysseia (çeviri 1957),
Agamemnon Aiskhylos (çevirii, 1945),
İki Neslin Tarihi (1960).





KAYNAKÇA: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Cevat_Emre

AGOP DİLAÇAR

Agop Dilaçar (Martayan) (22 Mayıs 1895 – 12 Eylül 1979), Türk dili üzerine uzmanlaşmış Türkiye Ermenisi dilbilimcidir. Türk Dil Kurumu'nun ilk genel sekreteridir. Türkçe ile ilgili yaptığı çalışmalarından ötürü Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine "Dilaçar" soyadı verilmiştir.[1][2] Ermenice ve Türkçenin yanında İngilizce, Yunanca, İspanyolca, Latince, Almanca, Rusça ve Bulgarca bilmekteydi.[2] 1915 yılında Robert Kolej'den mezun olmuştur.[2] I. Dünya Savaşında Kafkasya Cephesinde yedek subay olarak görev aldı.[2] 1919'dan itibaren Robert Kolej'de İngilizce öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Dilaçar, Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadının verilmesini TBMM'ye teklif eden kişidir.


Savaştan sonra, Beyrut'ta bir Ermeni okulunun müdürlüğünü yapmaya başladı ve Beyrut'ta Ermenice yayımlanan ilk gazete olan Luys (Ermeni: լույս Işık)'un genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Eşi Meline ile birlikte gittiği Sofya'da Eski Türkçe ve Uygurca dersleri verdi ve ilk kitabını yayımladı. 22 Eylül 1932 yılında Dolmabahçe Sarayı'nda, Mustafa Kemal Atatürk'ün başkanlığında gerçekleştirilen I. Türk Dil Konferansı'na İstepan Gurdikyan ve Kevork Simkeşyan ile birlikte dil uzmanı olarak davet edildi. Daha sonra çalışma ve araştırmalarını yeni kurulan Türk Dil Kurumunun baş uzmanı ve ilk genel sekreteri olarak sürdüren Agop Martayan, 1934'teki Soyadı Kanunu dolayısıyla, Atatürk'ün kendisine Türkçenin gelişimine katkılarından dolayı önerdiği "Dilaçar" soyadını kabul etti. Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi çalışmalarıyla, Türk ulusunun ve Türkçenin kökenlerinin bulunması konusunda önemli bilgileri ortaya çıkardı. 1936-1951 yılları arasında Ankara Üniversitesi'nde dil-tarih ve Türkoloji dersleri verdi ve Türkçe üzerine önemli çalışmalar yaptı. Latin harfleri ile yeni Türk abecesinin oluşturulmasına yönelik çalışmalara katıldı. 1942-1960 yılları arasında Türk Ansiklopedisi'nin hazırlanması çalışmalarında başdanışmanlık yaptı. Türk Dil Kurumu'ndaki görevini ve dil çalışmalarını 1979'daki ölümüne kadar sürdürdü.

ÖLÜMÜ

Ölüm haberi TRT tarafından Adil Dilaçar olarak yanlış duyurulmuş, sonrasında ise Agop adı söylenmeyerek A. Dilaçar şeklinde aktarılmıştır.

YAPITLARI

Les bases Bio-Psychologiques de la Théorie Güneş Dil (Güneş Dil Teorisi'nin Biyopsikolojik Kökenleri) (1936)
Azeri Türkçesi (1950)
Batı Türkçesi (1953)
Lehçelerin Yazılma Tarzı
Türk Dil ve Lehçelerinin Tasnifi Meselesi (1954)
Devlet Dili Olarak Türkçe (1962)
Wilhelm Thomsen ve Orhon Yazıtlarının Çözülüşü (1963)
Türk Diline Genel Bir Bakış (1964)
Türkiye'de Dil Özleşmesi (1965)
Dil, Diller ve Dilcilik (1968)
Kutadgu Bilig İncelemesi (1972)
Anadili İlkeleri ve Türkiye Dışındaki Uygulamalar (1978)

HAKKINDA YAZIAN ESERLER
http://dillerlehceler.blogspot.com.tr/2014/03/agop-dilacar.html Kaya Türkay, A.Dilâçar, Türk Dil Kurumu Yayınları, 1982, 266s   .http://dillerlehceler.blogspot.com.tr/2014/03/agop-dilacar.html





KAYNAKÇA: http://tr.wikipedia.org

ÜLKEMİZDEKİ TÜRK DİLBİLİMCİLER




A

                     Agop Dilaçar                        

B
D

H


M


N


O

R


S


T


V











KAYANKÇA: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kategori:Milletlerine_gore_dilbilimciler

LEHÇE NEDİR, ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?

Lehçeler, bir dilin bilinmeyen, çok eski dönemlerinde ayrılmış kollarına denir. Başka bir deyişle, bir dilin birbirinden uzak bölgelerde, çeşitli nedenlerle, ses, söz dizimi ve söz varlığı bakımından değişikliğe uğramış biçimine lehçe (Alm: Dialekt; Fr: dialecte; İng: dialect) denir.
Tanımalardan  da anlaşılacağı gibi, 'ağız’da genellikle ses ve söyleyiş farklılığı varken, lehçede ses ve söyleyiş farklılığıyla birlikte, dilin yapısı (söz dizimi) ve söz varlığı da değişmektedir. O kadar ki, bu farklılıklar zamanla lehçelerin birer dil olmasına bile yol açmaktadır. Söz gelimi, Latincenin çeşitli lehçeleri arasındaki farklılık zamanla o kadar büyümüştür ki, sonunda Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Rumence gibi diller ortaya çıkmıştır.

Adriyatik Denizi'nden Çin Denizi'ne kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada yaşayan Türkçe de birçok lehçelere ayrılmıştır: Batı Türkçesinin Anadolu, Azerî, Türkmen lehçeleri gibi ve Özbek lehçesi, Kazak lehçesi, Kırgız lehçesi...

Lehçenin ayrı bir dile dönüşmesi olayına Türk dilinde de rastlanmaktadır. Yaşayan Türk lehçelerinden ikisi, bugün artık birer dile dönüşmüştür. Bunlardan biri, Sibirya’da Lena Nehri'nin iki yanında yaşayan Yakut Türklerinin konuştuğu Yakutça diğeri ise, Orta Volga bölgesinde Kama Irmağı'nın Volga’ya kavuştuğu yerde yaşayan Çuvaş Türklerinin dili olan Çuvaşçadır.

Bir dilin lehçeleri arasındaki bağı ya da farklılıkları en iyi lehçeler sözlüğü ortaya koyar. Örneğin, W. Radloff’un “Türk Lehçeler Sözlüğü” bu nitelikte bir sözlüktür.

Hüseyin Kâzım’ın “Büyük Türk Lugatı” da bu alanda hazırlanmış büyük bir eserdir.

Türk lehçeleri hakkında ilk bilgileri veren eserse Kaşgarlı Mahmut’un ölümsüz eseri “Divanü Lugat-it Türk” ’tür.





KAYNAKÇA: http://www.diledebiyat.net/dil-nedir/lehce-nedir-

TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ

Yeryüzündeki diller, genellikle köken bakımından ve yapı bakımından olmak üzere iki şekilde sınıflandırılmışlardır. Köken bakımından Türkçe, dünya dilleri içinde Altay dilleri arasında gösterilmiştir. Bu gruba Türkçenin dışında Moğolca ve Mançu-Tunguzca da yer alır. Bazı araştırmacılara göre Korece ve Japonca da bu gruba dahil edilebilir.          



Diller, yapılarına göre, yani tipolojik sınıflandırmaya tâbi tutulunca Türkçe, eklemeli diller grubunda yer alır. Bu grupta Türkçe ile birlikte Macarca, Fince, Moğolca gibi diller de bulunur. Türkçe sondan eklemeli bir dildir. Eklemeli dillerde yeni kelimeler ve terimler türetmek oldukça kolaydır. Türkçe bu bakımdan yeni kelimeler türetmeye elverişli bir dildir ve zengin bir ek sistemi mevcuttur. Fransız Türkolog Jean Deny, Türkçenin yapısının mükemmelliğini matematik formülüne benzetmiştir.



Türkçe dünyanın en zengin dillerinden biridir. Türkçeye bu zenginliği sağlayan çeşitli güç kaynakları mevcuttur: Bu güç kaynaklarının başında tarih gelir. Türkçe, kökleri binlerce yıl önceye uzanan yeryüzünün sayılı dillerindendir. Türkçenin yaşını ortaya koymaya çalışan araştırmacılar Sümercedeki kelimelerle Türkçeyi karşılaştırmışlardır. Osman Nedim Tuna bu konuda araştırma yapan isimlerin başında gelir. Tuna’ya göre Sümerce ile Türkçe arasında ortak 168 kelime vardır. Türkçenin dünyanın köklü dillerinden oluşunun bir başka kanıtı da, ortaya çıkışı yüzyıllar alan üst anlamlar ve mecazlı kullanımların Türkçede bolca kullanılmasıdır.



Lehçeler bir tarafa bırakılacak olursa, yalnızca Türkiye Türkçesinin yazı dilinin söz varlığı bugün 114 bini aşmıştır. Türkçe kelime hazinesi açıdan sahip olduğu bu zenginlik ile de dünya dilleri arasında önemli bir yere sahiptir.



Türkçe, dünya dilleriyle etkileşim hâlinde olmuş ve olacaktır da. Başka dillerden Türkçeye kelime geçtiği gibi Türkçeden de başka dillere kelimeler geçmiştir. Bugün, Çincede 300, Farsçada yaklaşık 3000, Urducada 227, Arapçada yaklaşık 2.000, Rusçada yaklaşık 2.500 olmak üzere çok sayıda TÜRKÇE kelime başka dillerde kullanılmaktadır.


Türkçenin yaygınlığı da onun güç kaynaklarındandır. 1980’lerde UNESCO tarafından hazırlanan bir raporda Türkçenin konuşucu bakımından dünyanın beşinci büyük dili olduğu açıklanmıştır.





KAYNAKÇA : http://www.diledebiyat.net/turkcenin-tarihi/turkcenin-dunya-dilleri-arasindaki-yeri



DÜNYA DİLLERİ

1- Dünyada Kaç Dil vardır ? 

Yaklaşık olarak 7000 dil dünyada konuşulmaktadır. Bunların % 90′ı 100,000 kişiden az kişi tarafından konuşulmaktadır. 150-200 Dil bir milyon kişiden fazla kişi tarafından ve ortalama 7000 dilden 46′sı  sadece 1 kişi tarafından konuşulmaktadır.

Asya’da yaklaşık 2,200 , Avrupa’da ise 260  dil konuşulmaktadır.

2 – Dünyada en çok konuşulan diller

UNESCO’ya göre dünyada en çok konuşulan diller; Çince,İngilizce, İspanyolca,Hintçe, Arapça, Rusça, Portekizce, Japonca, Almanca, Fransızca

3- Öğrenmesi en zor dil ;

Başka bir dili öğrenmenin zorluğu yada kolaylığı sizin ana dilinize bağlıdır. Öğreneceğiniz yabancı dil kültür, cümle yapısı ve ses bakımından ana dilinize yakınsa dil öğrenimini de hızlı olur.  Örneğin Lehçe Dilini biliyorsanız, Slav Dillerini Asya dillerine göre daha kolay öğrenebilirsiniz.  Sırasıyla öğrenmesi en zor olan 5 dil ; Arapça, Basitleştirilmiş, Geleneksel Çince, Japonca, Kore Dili

4-  Alfabeler ;

Dünyada en yaygın kullanılan alfabe Latin Alfabesidir. Dünyada en yaygın kullanılan alfabelerden bazıları da şu şekildedir ;
Tay, Yunan , Çin, Kore, Tibet, Arap, Gürcü, İbrani Alfabesi.

TAYCA:Tayland'ın millî ve resmî dili, ve Tayların ana dilidir. Tayca, Tai-Kadai dil ailesinin Tai grubuna ait bir dildir. Tai-Kadai dillerinin kökeninin güney Çin'de olduğunu inanılıyor, ve bazı dilbilimciler Avustroasyatik, Avustronezyan ve Sino-Tibet dil ailelerine bağlantı olduğunu belirttiler. Ses perdeli ve analitik bir dildir. Tonlama, karmaşık ortografi ve belirgin fonolojisi ile, bağlantılı bir dil konuşmayanlar için Tayca öğrenmek zor olabilir.

YUNANCA:Yunanistan'ın ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmî dilidir. 4.000 yıllık bir geçmişe sahiptir.[kaynak belirtilmeli] Hint-Avrupa dil ailesinde kendi başına bir kol oluşturur. Bazı dilbilimciler Yunanca ve Ermeniceyi Hint-Avrupa dil ailesi içinde Greko-Grabar olarak bir üst grupta birleştirir. Antik Yunanca, Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca, Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla birlikte köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır.

Yunanca, dünyada çoğunluğu Yunanistan'da olmakla beraber Avustralya, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan yaklaşık 13 milyon kişinin anadilidir. Türkiye'de anadili Yunanca olan yaklaşık 2.500 Rum olduğu tahmin edilmektedir. Bunların hemen hemen hepsi İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada'da yaşar. Bunun yanında 15 ve 17. yüzyıllarda İslamlaşan Trabzonlu ahali tarafından konuşulmaktadır. 1965 nüfus sayımında 4,535 kişi anadilini Pontus lehçesi (Yunanca) olarak kaydetmişti.[kaynak belirtilmeli] Yunanistan ve Kıbrıs'tan Türkiye'ye göç eden Yunanca (ya da Rumca) konuşan (konuşabilen) kayda değer Türk de vardır. Bunların da büyük bir kısmı Batı Anadolu ve Mersin yöresine yerleşmişlerdir.

ÇİNCE:Çin'de ve çevresinde yaşayan 1 milyardan fazla kişi tarafından konuşulan binlerce ufak dilin tümüne birden verilen addır ve bunlar tek bir dil sayılırsa, dünyada en çok konuşulan dildir.

Dünyadaki her beş kişiden birinin anadili olarak konuştuğu Çince, tamamen ayrı birer dil olarak kabul edilebilecek kadar farklı "dilcik"lerden oluşmuştur. Bu yüzden Çincenin bir dil değil bir dil ailesi olduğu iddia edilir. En çok konuşulanı Mandarindir; ancak göçmen topluluklarında en çok Kantonca kullanılır. Bunun sebebi göç eden Çinlilerin genelde güney kesimlerden olmasıdır. Bu dil, Çin-Tibet dilleri ailesinin koluna dahildir.


Çince'nin en çok konuşulanı Mandarindir. Yaklaşık 850 milyon kişi tarafından konuşulur. Daha sonra konuşulanı Wu lehçesidir. Şanghay ve civarındaki 90 milyon insan tarafından konuşulur. Çince, dünyanın en çok konuşulan dili olduğundan Birleşmiş Milletler'in aynı zamanda resmi dillerinden biridir.

KORECE:Kore yarım adasında ve komşu Yanbian özerk bölgesinde (Çin) yaygın olarak kullanılan bir dildir ve hem Kuzey Kore hem de Güney Kore'nin resmi dilidir.

Dünyada eski SSCB, Avustralya, ABD, Kanada, Brezilya, Japonya ve Filipinlerdeki göçmen komünitelerle birlikte toplam 78 milyon Koreli vardır. Korece ve Korelilik özdeşleşmiştir.

Korecenin kökeni uzun süre belirlenememişti ve uzmanlar Altay Dillerine bağlı olduğunu düşünüyorlardı. Yakın zamanda bu kanıtlandı. Ancak hangi kola bağlı olduğu hâӀâ belirlenemedi.

Korece, konuşulan dilin adıdır. Koreliler tarih boyunca Hanja adını verdikleri Çince yazı karakterlerini kullanmıştır. Günümüzde ise ağzın ve dilin aldığı şekle göre karakterize edilen Kore alfabesi Hangul kullanılmaktadır. Güney Kore'de çocuklara halen 1800 adet Çince karakter öğretilmektedir

TİBETÇE: Genellikle Çin Halk Cumhuriyeti içindeki Tibet bölgesinde konuşulan bir dil. Dili ortalama 6 milyon insan konuşmaktadır.

ARAPÇA:Hami-Sami Dilleri Ailesi'nin Sami koluna mensup bir dildir. Standart Arapça olarak kabul edilen bu dil (العربية الفصحى) Arabiyyet-ül fushâ (Fasih, Düzgün Arapça) olarak ifade edilir ve tüm Arap devletlerinin resmi dilidir. Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da halkın çoğunluğunca, İran ve Türkiye'de ise Arap azınlıklarca kullanılan diller Arapça'nın lehçeleridir. Standart Arapça herhangi bir ülkede halk dili olarak konuşulmamakla beraber resmi dil olduğu için eğitim görmüş her Arap standart Arapçayı anlar ve konuşabilir. Standart Arapça olarak kabul edilen dil Kur'an'ın dilidir. Kur'an Arapça olması nedeniyle Arap dili İslâm dininde özel bir yere sahiptir.

Aslen Arap yarımadasına özgün bir dil olmakla beraber 7. yüzyıldan itibaren İslamiyet'in yayılmasıyla çok geniş bir coğrafyaya yayılmış, İslâm dininin kültürel baskınlığı ile birlikte zaman içinde Önasya, Mısır ve Kuzey Afrika’nın yerel dillerine baskın gelmiş ve bu bölgelerin de dili haline gelmiştir. Zaman içinde İspanya'dan Güneydoğu Asya'ya kadar çok geniş bir coğrafyanın üst kültür dili olmuştur. Günümüzde Fas'tan İran sınırına kadar yaklaşık 225 milyon insanın anadili olsa da günlük konuşmada bölgeden bölgeye büyük farklılıklar gösterir. Ancak Kuran-ı Kerim'in yazıldığı dil olan 7. yüzyıl Hicaz Arapçası günümüze değin değişmeden kaldığı için Standart Arapça (Fusha) kabul edilir ve değişik bölgelerden Arapların birbirleriyle anlaşabilmek için kullandıkları dildir. Arap devletlerinin resmi dili olduğu için eğitim ve basın yayın da bu Standart Arapça (Fusha) ile yapılır.

Arap Yarımadası'nın güneyinde konuşulan lehçeler Standart Arapça’dan o kadar uzaklaşmıştır ki Güney Arapça adıyla ayrı bir dil olarak sınıflandırılabilir. Standart Arapça'nın dışında en önemli Arapça lehçeleri; Mısır Arapçası, Şamî (Suriye, Lübnan, Filistin ve Ürdün'de) Arapça, Irak Arapçası, Körfez Arapçası, Hicaz Arapçası, Necd Arapçası, Yemen Arapçası ve Kuzey Afrika Arapçasıdır (Magribî Arapça). Malta adasında konuşulan Malta dili de aslında içine çok sayıda İtalyanca ve İngilizce sözcüğün karıştığı bir Arapça lehçesidir.

Arapça; Yunancadan İngilizceye, İspanyolcadan Farsçaya pek çok dünya dilini etkilediği gibi dilin Türkçe üzerindeki etkisi de çok büyüktür. Türkçede Arapça kökenli pek çok sözcük bulunur. Ancak gramer yapılarındaki büyük farklar dolayısıyla pek çok Arapça kökenli sözcük Türkçe’de anlam kaymasına ve değişimine uğramıştır.

GÜRCÜCE: Gürcüce bir Kafkas halkı olan Gürcülerin konuştuğu dil. Gürcistan’ın resmî ve öğretim dilidir. Modern Gürcüce, Kartli diyalekti (Doğu Gürcücesi) temelinde gelişmiş ve 5. yüzyıldan (Eski Gürcüce) itibaren Gürcü edebiyatının tek dili olmuştur.

Gürcistan’da yaşayan 3,9 milyon kişinin (nüfusun yüzde 83’ü) asıl dilidir. Ayrıca yurtdışında, Türkiye, İran, Azerbaycan, Rusya, ABD ve Avrupa’da 500.000 kişi Gürcüce konuşur. Gürcüce, Gürcülerin etnografik gruplarının, diğer Güney Kafkas dilleri olan Svanca, Megrelce ve Lazca konuşan halkın da edebiyat dilidir. Öte yandan Gürcistan Yahudilerinin konuştuğu ve Gruzinik veya Kivruli olarak adlandırılan dili de Gürcistan’da 20.000 kişi ve ayrıca başka yerlerde 65.000 kişi (İsrail’de 60.000 kişi) konuşmaktadır.Gürcüce Güney Kafkas dillerinin en yaygın dilidir. Güney Kafkas dilleri ise Gürcüce ile birlikte Svanca (Gürcistan’ın kuzeybatı kesiminde, Svaneti’de konuşulur), Megrelce (Gürcistan’ın batı kesiminde, Samegrelo ve Abhazya’da konuşulur) ve Lazca’dan (çoğunluğu Türkiye’de olmak üzere Karadeniz kıyısında konuşulur) oluşur

İBRANİ ALFABESİ: İbranice Afro-Asyatik dillerin Kuzeybatı Sami (Semitik) dil grubunun Ken'an koluna bağlı ve 7 milyon kişi tarafından konuşulan bir dildir. İsrail'in resmi dili olmakla beraber, İsrail dışında yaşayan Yahudi azınlıklar tarafından da konuşulur. İbranice, 22 harflik İbrani Alfabesi ile sağdan sola doğru yazılır. İsrail ve ABD başta olmak üzere Avustralya, Kanada, Almanya, Filistin, Panama ve İngiltere'de konuşulur.[2] Bunun dışında Batı Şeria'da Yahudi olmayan bir azınlık ve dünyanın birçok yerindeki Yahudi azınlıklarca da yerel dilin yanında Ladino, Yidiş veya Aramice ile beraber dini dil olarak konuşulur.





KAYNAKÇA: http://tr.wikipedia.org